Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07.06.09, 15:57   #2
Kullanıcı Profili
Tualim
YÖNETİCİ
 
Tualim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tualim.NetTualim
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2009
Üye No: 2
Mesajlar: 1.665
Konular: 1221
Bulunduğu yer: İstanbul
Standart Geleneksel Türk Tiyatrosu

ORTAOYUNU
Ortaoyunu nasıl çıktı ?
Türklerin Karagöz kukla gibi cansız; meddah gibi tek anlatıcılı sözlü oyunlarının yanında canlı oyuncularla oynanan en belli başlı geleneksel tiyatrosu olan ortaoyunu üzerine pek çok inceleme yapıldığı halde bu tiyatro türü üzerine karanlık kalmış, çözülmemiş pek çok nokta buluruz. Ortaoyunu üzerine incelemeler yapanlar çağlar boyunca rastlanan canlı oyuncularla yapılan sözlü temsillerden çok, "ortaoyunu" terimine ilk rastladıkları tarihi temel alıyor, 19. yüzyılın ortalarına doğru getiriyorlar.
Ortaoyunu diye bildiğimiz oyunun son biçimini alıp ''Ortaoyunu'' diye adlandırılışını ele alabiliriz.Bu aşamanın başlangıcını kanıt göstermeden açıklayanlar olmuştur.Bunlardan birine göre; Kanuni Sultan Süleyman çağında (1520-1566) Süleymaniye'de bulunan deliler evindeki delileri oyalamak için yapılan oyunlardan çıkmıştır; fakat bunu gösteren bir kanıt yoktur.Başka bir varsayım da Ortaoyununun başlangıcını 3.Mustafa (1754-1774) çağına dayandırır.
Her nekadar Ortaoyununun şu anki isimiyle anılması 19.Yy.ı bulmuş olsa da birçok kaynaktan, daha önceki tarihlerde saray içinde benzer kol oyunlarının gösterildiğini öğreniyoruz.Yine aynı kaynaklar, oyunlar sırasında Türk, Ermeni, Frenk, Yahudi gibi taklitlerden yararlanıldığını;Curcuna ile başladığını, Kolbaşı, Kavuklu, Pişekar gibi baş oyuncuları olduğunu, bunlar arasında güldürücü söylemler geçtiğini ,bu oyunlarda şakşak kullanıldığını bize anlatırlar.


"ORTAOYUNU"NUN BÖLÜMLERİ
Oyunun iki önemli kişisi vardır: Pişekar ve Kavuklu. Oyun tümüyle bu iki kişinin etrafında gelişir.Ahmet Rasim' in tanımına göre Pişekar, oyunu idare eden karakterdir. Pişekar, akıllı , işgüzar, rehber, iyiyi kötüyü ayırt edebilen,tecrübeli,yaşlı bir tiptir.Oyun, bu kişinin göstereceği tarza tabidir.
Kavuklu ise oyunun komik unsurudur.Tüm entrika ve sürprizler Kavuklu'nun başı altından çıkar.Cehaleti,inatçılığı ve bunlara karşın güleryüzü ile Pişekar'ı oyun sonuna kadar uğraştırır.daha sonra oyuna uygun bir tekerleme yaratarak oyunu bitirir.Kavuklu'nun en büyük yeteneği tekerleme yaratmaktır.
Oyunda dört bölüm vardır: Öndeyiş,söyleşme,fasıl, bitiriş.
a) ÖNDEYİŞ
Zurna, Pişekar havası çalar.Pişekar meydana gelir, iki eliyle dört tarafı selamladıktan sonra zurnacıyla Selamı ve oyunun içeriğini içeren bir konuşma yaptıktan sonra kavuklu havası eşliğinde Kavuklu gelir.Kavuklu oyuna girdiği zaman kavuklu ile Kavuklu arkası arasında yanlış anlaşılmalar üzerine dönen komik, kısa bir söyleşme olur.Bu söyleşme sırasında bir yandan da yürürler.Çoğu kez Kavuklu ve arkası söyleşme sırasında Pişekar'ı fark etmez, bira anda fark ettiklerinde ise korkudan yere ,birbirlerinin üstlerine düşerler.Bunlardan sonra oyunun ikinci bölümü,Pişekar ve Kavuklu arasındaki söyleşme gelir.
b) SÖYLEŞME
Bu bölüm en ustalık isteyen bölümdür.Kavuklu ile Pişekar arasında geçen bir çene yarışıdır.Söyleşme bölümü iki bölümden oluşur: Önce söyleşen kişilerin birbiri ile tanıdık çıkması , birbirlerinin sözlerini yanlış anlaması gibi güldürücü söyleşme ki buna "Azbar" denir; Sonra da "Tekerleme" denilen söyleşme bölümü.
Tekerlemelerde Kavuklu , Pişekar'a başından geçmiş gibi olmayacak bir olayı anlatır.Pişekar da bunu gerçekmiş gibi dinler.Sonunda da bunun düş olduğu anlaşılır.Belli başlı tekerlemeler: Bedesten, Beygir kuyruğu, Çeşmeye düşmek, Helva,Hırsız,Teyyare ile uçmak, Kahve kutusu, Kavun, Kayık, Dilenci vapuru,esrar,Nargile,Ördek,Pazar yeri,Zengin olmak .
"Teyyare ile uçmak" tekerlemesinde; Kavuklu'nun teyzesinin oğlu uçman olmuştur.Kavuklu da uçağın içine girer .Uçakta çişi gelir,uçak insin diye tabancaya sarılır, tabanca patlar, karşısındaki adam yere yıkılır,oysa kavuklu rüyasında altına etmiştir.
"Hamam" tekerlemesinde ise Kavuklu hamama gider, içerde toplanan istim çıkacak yer bulamadığı için hamamı uçurur; bir süre sonra kubbe patlar;Kavuklu, Çekmece gölüne düşer.Oysa içmiş, sızmış ve çamaşır teknesine düşmüştür.
c) FASIL
Tekerleme sona erip de bunun bir düş olduğu anlaşıldıktan sonra fasıl adı veilen asıl bölüme geçilir.Çoğu kez Kavuklu iş aramaktadır ve tekerleme sonunda Pişekar ona bir iş bulur.Kavuklu, "Pazarcı" oyununda sergi açar; "Fotoğrafçı" da fotoğrafçı olur; "Gözlemeci" de gözlemeci çırağı; "Büyücü" de büyücünün çömezi.
Dükkan dekorunda gelişen olaylar dizisine paralel olarak ikinci bir olaylar dizisi de Zennelerin Pişekar aracılığı ile kiraladıkları evde evde ( yeni dünya ) gelişir.Böylece çeşitli taklitler kimi kez zennelerle işi olduğu için kimi kez de dükkanda işi olduğu için gelir.Fasıl bunlarla gelişir.
d) BİTİŞ
Fasıldan sonra kısa bir bitiş bölümü gelir.Pişekar oyunu nasıl tanıtıp sunmuşsa,oyunu bitirmek de gene Pişekar'a düşer. Seyircilerden özür diler; Gelecek oyunun adını ve yerini duyurur.


"ORTAOYUNU"NDA OYUN DÜZENİ
Ortaoyunu yuvarlak çepeçevre seyirciyle kuşatılmış bir alanda oynanır.Oyun yeri açıklıkta olduğu için buraya Merg-i temaşa (Temaşa çayırı) denir.bu, çoğu kez yumurtamsı biçimde bir alandır.Tabanı çayır,çimen olan bu alan yuvarlak yada dörtköşe de olabilir.meydanın uzunluğu 22m ye 15 m'dir.Seyirciyle oyun alanı ipler ve kazıklarla yapılmış parmaklıklarla ayrılır.
Ortaoyunu sözlüğünde meydan veya oyun yerine palanga denir.Burası gösteri için kazıklarla çevrilerek ayrılmış alandır.Oyuncuların giyim kuşamlarını koydukları sandığa da pusat denir.Çoğunlukla oyun yerinin bitişiğindeki çadırda giyinilir.
Oyun yerinde belli başlı iki parça dekor bulunur.bunlardan biri Yeni dünya, diğeri dükkandır.Yeni dünya ve dükkan, birbirine benzeyen 2-3-4 katlı kafes,paravandır.Aralarında boy bakımından fark olduğu gibi görevleri de değişiktir.Her oyunda Kavuklu'nun bir iş sahibi olması için bir 'dükkan' ; Zennelerin mahallede bir ev almaları için bir ev ,yeni dünya gereklidir.Dükkan, gözlemeci oyununda gözlemeci dükkanı, telgrafçı oyununda telgraf çekilen yer olur.
Ortaoyununun en önemli araçlarından biri Pişekar'ın elinde tuttuğu iki dilimli şakşaktır.Bunun baş görevi, Pişekar'ın, oyunun başı olduğunu belirten bir işaret olarak kullanmasıdır,ayrıca bununla yardağına vurur.Pişekar, oyunun sahneye koyucusu,yöneticisi olduğu için şakşakın oyunu yönetmek,yürüyüşleri yöneltmek,oyunculara işlerini bildirmek gibi bir görevi vardır.
Dekor kullanımına pek az yer verilmiştir;Ancak oyunun konusuyla ilgili eşyalar oyunda yer almıştır. Berber oyununda , bir berber aynası,berber koltuğu,bir berber leğeni kullanılmıştır.Aynı şekilde gözlemci oyununda gözlemci merdanesi, yazıcı oyununda yazı takımı gibi eşyalar kullanılmıştır.
Ortaoyununun sahne düzeni bir yandan metinsiz,doğmaca,doğaçlama oynayışın bir yandan da yuvarlak sahne kurallarının gereklerine uygundur.Bu yönüyle oyunlar 'açık biçim' denilen, seyircinin tepkisine,oyun yeriyle seyirci arasındaki elektriğin yönelişine göre biçimlenebilen bir oyundur.Oyun yeri yuvarlak olduğu için oyuncular sıksık yer değiştirerek seyircilerin tümünün kendilerini görmesini sağlar.
Ortaoyunu söze dayanmakla beraber, söz yanında tavır hareketlere de büyük ölçüde yer verilir.Ortaoyunu gösterimci tiyatroya en iyi örnektir.Herşeyden önce orta yerde oynanır; Seyirci oyun alanını çepeçevre kuşatmıştır.Oyuncu,seyirci,temsil aynı iklim içindedir, aynı havayı solur,aynı ısıyı duyar.Pişekar, oyunun başında ve sonunda seyirciye doğrudan seslenir, oyunu tanıtır,kusurları için özür diler,gelecek oyunun zamanını ve yerini duyurur.
Temsil, yalanlarla ışıkla yalanı örtmeye çalışmaz.Oyunun bir kurmaca olduğu oyun sırasında oynayanlarca yadsınmaz.İki kişi oyun sırasında söyleşirken,üçüncü bir kişi onlar duymadan seyirciyle konuşup takılmalarda bulunur.Gerçekten yapılabilecek hareketler bile gerçeğe uymadan yapılır: Birine para verilecekken gerçek para kullanılabilecek yerde yalnızca para sayma hareketiyle yetinilir.Kapı açılıp kapanırken kapı sesiyle ilgisi olmayan bir çıngır mıngır sesi çıkartılır. Oyun kurallarının bilebile çiğnenmesi aynı zamanda bir güldürme öğesidir de. Şimdi buna bir örnek verelim:
KAVUKLU - (zenneler için) Deli midirler diye sordum.
PİŞEKAR - Ne demek neden deli olsunlar?
KAVUKLU - Bunlara bezsiz paravanı ev diye sen mi kiraladın?
PİŞEKAR -Elbette sen gözünün çapağını sil de öyle bak. Devekuşu gibi canım eve paravan diyorsun.
KAVUKLU - Ulan dürbünle baksam zırva tevil götürmez


OYUN YERLERİ VE OYUNCULAR
Ortaoyuncular, İstanbul'da kapalı yerlerde,hanlarda ve İstanbul'un gezinti yerlerinde temsiller verirlerdi.Ayrıca İstanbul dışındaki kentlerde ve Adalar'da da oynarlardı.
Ortaoyunu sanatçılarına gelince, aralarında çırak-usta ilişkisi gözetilmekteydi. Ustalar öğrencilerini denetlerlerdi.Oyunda utanmasız sözler söylemek yasaktı.Ortaoyunu sanatçılarının hepsinin oyunculuk dışında başka işleri de vardı.Daha çok yaz mevsiminde açık havada oynarlar, bunun dışında başka işlerle uğraşırlardı.

KÖY SEYİRLİK OYUNU
Diğer seyirlik oyunlarımız gibi köy seyirlik oyunlarımız da hak ettikleri önemi görememişler yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuşlardır.Köy seyirlik oyunlarımızı çeşitli açılardan ele alarak inceleyelim.
- Oyunculuk açısından
Köy seyirlik oyunlarımızın oyuncuları profesyonel eğitim görmüş oyunculardan değil,istekli,yetenekli kişilerden çıkmaktadır. Oyuncular, seyirciler gibi aynı bolluğu, aynı kıtlığı, aynı ortak mekanları paylaşan kişilerdir.
Eğlenceyi amaçlayan köy seyirlik oyunlarımızda oyuncu, türünün özelliklerinden kaynaklanan zorunlu kalıplar içine sıkışmadan seyircinin eğlenmesini sağlar.Kişisel yetenek ön plandadır.Büyüsel kökenli oyunlarda törelerle belirlenmiş kalıpların dışına çıkılmasına hiçbir şekilde izin vermeyen seyirci,eğlendirmeyi amaçlayan oyunlarda uygulanan esnek oyun düzeninden hoşnuttur.
Erkekler aralarında oynana oyunlarda kadın rollerini,kadınlarsa erkek rollerini taklit etmekteydi.
- Sahne etmenleri açısından
Belirli bir dekor anlayışı bulunmazdı.Kimi zaman hiç dekora gerek duyulmadığı gibi ; oyunu oynandığı yerin oyunun doğal dekorunu oluşturduğu da olurdu.
Dekorun önem yitirmesiyle beraber kostüm önem kazanmıştır.Gerçekçi parçalardan oluşan kostümler göstermeci amaçla kullanılmıştır.Örneğin, kadın kılığına girmek için avlar ve entari giyen oyuncunun sakal tıraşı olmadığı , böylece bir tür yabancılaşmaya gittiği anlaşılmıştır.
Aksesuarda ise üç tür aksesuar kullanılırdı: Yalancı, gerçek ve canlı.Gerçek aksesuar olarak, oyun sırasında gerçek tabanca kullanıldığı görülmüştür.Bunun yerin herhangi bir sopanın kullanılması ise yalancı aksesuar oluyor.Oyuncuların, masa,sandalye, kütük gibi aksesuarlar yerine kullanılması da canlı aksesuarı doğuruyordu.
Efektler oyun sırasında oyuncu tarafından canlı olarak çıkarılıyordu.
- Oyun yeri açısından
İster iç ister dış mekanlarda oynansın,seyircinin bir daire biçiminde çevrelediği oyun yerinde oyunlar sergilenirdi. Dört yandan seyir olanağı sağlandığından dekora pek başvurulmazdı.
- Yönetmenlik açısından
Bir çok uygulamada "yöneticilik" görevini gelenek ve göreneklerin yaptığını görüyoruz. Oyuncular dedelerinden ve babalarından gördükleri biçimde,mümkün oldukça otantik ölçülere bağlı kalarak oynarlardı.
Gelenek ve göreneklerin toplum koşullarına uymamaya başladığı noktada ise "yöneticilik" görevini bir oyuncunun öne çıkarak aldığını görüyoruz. Bu oyuncunun, boşlukları doldurmaya, seyircinin izleyip kabul edebileceği sözcükleri önceden saptamaya,rol dağıtımı yapmaya,hatta bir tür yorumlamaya varabilecek bir uygulamaya gittiği görülmüştür. Bu yönetici kişi "delikanlı başı, cıdıroğlu, köse, meydancı, oyuncubaşı" gibi adlar alırdı.
- Seyirci açısından
Oyunlarda oldukça esnek bir seyir anlayışı gözetilirdi.Dileyen dilediği zaman oyunu izlemeye gelebildiği gibi,istediği zaman oyundan çıkabilirdi de. Bu oyunlarda seyirci edilgen değil etken bir durumdadır.Konular önceden bilindiği halde bu durum oyuncu ile seyirci asında bir kopukluk meydana getirmez.Seyircilerin zaman zaman oyuncularla diyaloga hatta tartışmaya girdiği görülmüştür.Gerektiğinde seyirciler dekor yada aksesuar olarak kullanılabilmektedir.

Derleyen : Canan AYAN
Açıkça - 2003
__________________
TUALİM
Tualim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla