Tekil Mesaj gösterimi
Alt 15.08.10, 00:23   #3
Kullanıcı Profili
Şiir Renk
Moderator
Avatar Yok
Tualim.NetŞiir Renk
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Sep 2009
Üye No: 218
Mesajlar: 989
Konular: 86
Arrow Anna Hebert Şiirleri - Şair Anna Hebert Şiirleri

Anna Hebert Şiirleri - Şair Anna Hebert Şiirleri

Ekmek Doğuyor

Nasıl konuşturursun ekmeği, bu eski hazine sarmalanmış
kendi katılığına bir kış ağacı gibi, demirleşmiş, öyle ki,
fark edilebiliyor çıplaklığı geçirgen güne rağmen?

Bilinç gözümün karanlık odasına kilitlemiş olsaydım kendimi
oraya kazınmış bu ebedi isimle, ve eğer ısrarla isteseydim
eski yavan heceyi üretmek için onun değişken hayallerini

Binlerce kör ve acı hayvanın çarpma sesidir bütün duyduğum
Kapıya karşı, sıkıştırılmışlığın aşağılık sürüsü, mıymıntı ve pelteleşmiş
uyuzlu pöstekilerinin içinde, katur kutur çiğneyen sözcükleri
tıpkı otlar gibi zamanın şafağından bu yana.

Fakat temiz bir süpürülüşü uzayın çekip çekiştirerek şiir için
ve isteğin ve yabanlığın açık bir tarlası, ufkun uzak bir yerinde
zaman kırar açıklığı ve ekmeğin tadı, tuz, su serpilip filizlenir
tıpkı deniz dibindeki düz ve mavi kayalar gibi.
bu daima böyledir, bu eski-çağ açlığı

Açlık ansızın akar geleceğe, toprağa diz çöker, eker tohumu
derin uykunun gölgesine, oraya, kendi kalbinin küresine.

Ah şu uzun ilk gece, çatlayıp yarılan dünyaya karşın, yüz
sıkıştırdı, dinleyerek, kanın atışını alarak, bütün düşleri
kovdu zihninden, bütün hareketler durdu, bütün dikkatler
sevginin üstüne toplandı.

Tohum çatlayarak uzatıyor başını toprağın üstüne. Bir yer altı
kaynağı ona, yeşil pürçekli başını dışarı çıkarmasını söylüyor.
Yeryüzünün çıplak karnı ve çiçekleri ve yemişleri
sıcak öğle güneşinde.

Gök mavi tozunu serpiyor; rengarenk ellerimiz tarlaların üstünde
muhteşem taze gelincikleri andırıyor.
Topraktan çağırılan bütün şekiller ve renkler neşeyle kabarıyor
gözle görünür biçimde soluk alıp veriyor sanki.

Yer zonkluyor ve meliyor. Yünü beyazlaşıyor yazın göz kamaştıran
saydamlığında, geveze ağustos böceği şarkı söylüyor.

Değirmentaşları gözenekli sert tohumlarıyla
hiçbir şey yansıtmamaya mahkum edilmiş camlardan
bakan devin boğuk heyecanına kapılmış.

Bütün hepsi elinden geleni yapıyor gölgelerde, ağır ve karanlık,
zorlukla ve hasadın kalbi gibi ezerek bölüyor minicik parçalara,
öğütüp un ufak ediyor, helmelenmiş kuru bir sağanak olması için.

Böylece can veriyor, bu acayip sivri deniz kabuklarının çiçeklerine
denizci güneş billurlaştırıyor onları parlak bir serpintiyle
hemen çatlıyor çekirdek bizim için, şarkı söyleyerek, vazgeçerek
kendisinin gerçek ve mükemmel formundan.

Daha sonra, yoğuracağız sütlü hamuru, bekleteceğiz asude bir
uyuşukluk içinde, sakinleşsin, hâlâ hava kabarcıkları var
içinde küçük havuzcuklar gibi.

Ve ne olurdu tesadüfen artıverseydi rüzgâr? Ne olurdu,
ruhlarımız teslim etselerdi tümüyle kendilerini? ne olurdu
onların geceleri pıhtılaşmış olsaydı köklerle? ne olurdu
büyük çukurlar sıkılmış olsaydı günlerinden?

Öyle olsaydı bile, bu kaşık dolusu acı sürüp gidecek bizimle,
sürüp gidecek şu bizden sonra gelenlerle de. Ezilecek Ekim
yaprakları gibi salıvermek için mis kokularını, gelişip serpilecek
mayanın değişiminde.

Kızaran etin yoğun dumanında, kararan taşta, ortasında
bütün bu karman çorman yiyip içmenin, bak nasıl parlatıyor
geleceği saf ve eskil bir yasa dünyanın ilk gecesinde. Bak
nasıl yavaşça kızarıyor ekmeğin kabuğu ve atıyor hamurun kalbi
sabır oturduğu sürece ateşin kıyısında.

Ve hiçbir şey dokunamaz onun sessizliğine sabaha kadar.
Dağınık bir yatak gibi küllerin altında, izle yuvarlak
somunları ve köşeli somunları kabarırken. Hisset onların
derin hayvani ateşini ve ustaca kapatılmış nadide kalbini
kafese tutsak bir kuş gibi.

Oh! Tekrar yaşıyoruz! Gün başlıyor yeniden kentin siluetinde
Tanrı doğmuş olabilir, geri dönerken O, solgun bir çocuğun
suretine bürünebilir. Ürettiğimiz ise şey çoktan başladı
kahverengileşmeye ve enfes kokular yaymaya.

Açlığını bastırsın diye bir parça ekmek verelim o çocuğa.

Ve zamanı gelince uyuyacağız, ağır hayvanlar, Festivalin
ve sarhoşluğun tanıkları alıyor bizi içine bu sabah
ve gün ışığı yerleşiyor dünyaya.

Anna Hebert
__________________
Şiir Renk
Şiir Renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla