Tualim.net  

Go Back   Tualim.net > Kültür&Sanat&Edebiyat > Sinema > Nostaljik Filmler

Nostaljik Filmler En sevilen filmler,nostaljik filmler,film tanıtımı ve afişleri...

Yedinci Mühür - The Seventh Seal (Det Sjunde inseglet)

Nostaljik Filmler kategorisinde açılmış olan Yedinci Mühür - The Seventh Seal (Det Sjunde inseglet) konusu , ...



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Yedinci Mühür - The Seventh Seal (Det Sjunde inseglet)
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
780

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29.09.10, 05:56   #1
Kullanıcı Profili
Moderator
 
Sinema Renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tualim.NetSinema Renk
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Sep 2009
Yaş: 33
Üye No: 221
Mesajlar: 44
Konular: 44
Bulunduğu yer: Bursa
Standart Yedinci Mühür - The Seventh Seal (Det Sjunde inseglet)

Yedinci Mühür




Tür : Dram / Fantastik / Gerilim
Yönetmen : Ingmar Bergman
Senaryo : Ingmar Bergman
Görüntü Yönetmeni : Gunnar Fischer
Müzik : Erik Nordgren
Yapım : 1957, İsveç , 92 dk.

Oyuncular

Gunnar Björnstrand (Jöns) , Bengt Ekerot (Ölüm) , Nils Poppe (Jof) , Max von Sydow (Antonius Block) , Bibi Andersson (Jof'un Karısı Mia) , Inga Gill (Lisa) , Maud Hansson (Cadı) , Inga Landgré (Karin)

Konusu
Ülkemizde daha çok “Güz Sonatı” , “Fısıltılar ve Çığlıklar”, “Persona” filmleriyle tanınan Ingmar Bergman 1957 yapımı olan Yedinci Mühür (The Seventh Seal) ile ölümün mutlaklığı karşısında yaşamın anlamını sorguluyor. Bunu, ana karakterlerine Tanrı’nın varlığını araştıran sorular sordurarak ve Tanrı’yı inançlı halka karşı kullanıp egemenlik kuran, korku saçan din adamlarına savaş açarak yapıyor. Yedinci Mühür’de anlatmak istediklerini bir düş evreni yaratıp mecazlarla izleyiciye aktarmayı tercih eden Bergman, hiç kuşkusuz daha filmin başında Ölüm’ü ete kemiğe büründürerek insanın ölümlülüğünü beyinlere kazıyor. Bu ölümlü hal karşısındaki zavallılığı ve çaresizliği ise ölümle karşılaşan ve kendisine ölümlülüğü hatırlatılan bir ortaçağ şövalyesi üzerinden betimliyor. “Biraz bekle.” diyor şövalye ölüme. Bu süre içinde hep inanmak istediği, ama bir türlü başaramadığı hâlde Tanrı’ya ulaşmayı, varoluşunu işe yarar kılabilmek için birilerine yardım edebilmeyi başarmayı istiyor. Ölümün bu isteğe karşılığı ise “Ben beklemem.” oluyor. Ölümü oyalayabilmek amacıyla ona satranç oynamayı teklif ediyor şövalye, böylece zaman kazanmayı, ölümünü geciktirmeyi planlıyor. Sorularını ölüme yönelttiğinde, ölümün “Bende cevap yoktur.” şeklinde karşılık vermesi üzerine, mat edene/edilene kadar karşısına çıkan, her birinin farklı hikâyeleri ve dünya görüşleri olduğu karakterlerle bu soruların cevaplarını aramaya başlıyor.

Savaş sonrası salgının baş gösterdiği ülkede ise halkın bu hastalığın (veba), günahkârlıkları ve inançsızlıkları yüzünden Tanrı tarafından kendilerine gönderilmiş bir ceza olduğuna inandırılarak korkutulması ve bu korku ile her türlü yönlendirmeye açık hale getirilmesi, Bergman’ın dinin araç olarak kullanılmasına ve kullananlara olan yoğun tepkisini ortaya koyarken, bu durum dayatılan korkularla baş edemeyen karakterlerin filmin sonunda ölüme sıcakkanlılıkla yaklaşmaları ve yaşamaktansa ölmeyi istemeleri/yeğ tutmaları sonucunu doğuruyor. Aynı şekilde Şeytan’ın genç bir kızın bedenine hapsolduğu iddiasıyla genç kızın ölümle cezalandırılması ve Şeytan’ı kıza bakarak sadece askerlerin ve papazların görebiliyor olması Bergman’ın eleştiriyi sembolik şekilde ne kadar ustaca yapabildiğini kanıtlamakta. Bergman, Tanrı ve ölümü araç edinen din adamlarına karşılık, sanatın ve sanatçının bu kavramların altını çizmekte ve hatırlatmakta ne denli çıkardan uzak ve başarılı olduğunu –tıpkı kendi filmiyle yaptığı gibi- bir ressamın ölümü anlatan tablosunu sohbet konusu yaparak ya da tiyatroda oyunculara ölümü şarkıya döküp dans ederlerken ifade ettirerek gösteriyor.
Şövalye aradığı anlamı, mutluluğu temsil eden bir ailenin ve bir araya gelmiş iyi niyetli insanların arasında, kendisine ikram edilen yaban çilekleri ve bir kâse sütle bulurken, ilerleyen sahnelerde ölümle oynadığı oyunda ölümün kandırılamaz ve alt edilemez olduğu gerçeğiyle yüz yüze geliyor.

Yedinci Mühür’ün Bergman’ın başyapıtı olduğu söylenir. Gerçekten de, ele aldığı konuların, sorulan soruların evrenselliği ve değişmezliği, seçilen anlatım biçiminin sembolik yapısı ve şiirselliği, buna karşın oldukça kolay, net anlaşılabilirliği filmi unutulmaz ve ölümsüz kılmakta. Günümüzdeki gelişmelerle kıyaslandığında daha az olanaklara sahip olan tekniğe karşın, özellikle ölümün görüntüsü, satranç masasında karşılıklı oturan ölüm ve şövalye, Şeytan’a uyan genç kızın öldürülüşü –bir anlamda haklılaştırılan cinayet-, halkın Tanrı tarafından lanetlendiği söylemi ve bundan kurtuluş vaazı, ölüm dansının yapılışı gibi sahneler –hem de siyah beyaz-, gerçekleştirilen konuşmalar yarattıkları atmosfer ve gerilimle bir başyapıtı işaret ediyor. Yedinci Mühür’le Bergman’ın ilerleyen yönetmenlik kariyerinde ne kadar emin adımlarla yürüdüğünün ve nice başyapıtlar ortaya koyacağının ipuçlarını alıyoruz.

__________________
Sinema Renk
Sinema Renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
det, inseglet, mühür, seal, seventh, sjunde, yedinci


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:52.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 RC 2
Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.